Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Desteklediklerimiz

Umut Çocukları Derneği

 

Genç Sen
Anasayfa arrow AE Uygulamaları arrow Eleştirel Pedagoji arrow Otoriter Eğitimden Özgürleştirici Eğitime: Okulda, Köyde, Heryerde - Prof.Dr.Tayfun Özkara
Otoriter Eğitimden Özgürleştirici Eğitime: Okulda, Köyde, Heryerde - Prof.Dr.Tayfun Özkara PDF Yazdır E-posta

Prof. Dr. Tayfun Özkaya
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü,
E-posta: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

HANGİ E?İTİM
Eğitim iki şekilde tanımlanabilir. İlk kavram eğitimi “şekil vermek” olarak kabul eder. (Latince kökü:Educare) Bu anlamında, eğitim; sosyal veya diğer hedefler olarak öğrencinin dışında belirlenir. İkinci kavramda eğitim öğrencinin doğası bağlamında belirlenir. Bu da “yol göstermektir”. (Latince kök: Educere) Eğitim Paolo Freire’nin belirttiği gibi nötr bir alan değildir. Toplumda hegemonya oluşturmak isteyen güçler bu nedenle eğitime hakim olmak isterler. Bizim üzerinde durmak istediğimiz özgürleştirici, yol gösterici eğitimdir.

Eğitim özgürleştirecekse kafalara bir şeyleri boca ederek olamaz.  Bunu ortaya koymak için önce bazı kavramlar üzerinde duralım. Türkçe’de veri, enformasyon ve bilgi kavramları karışmaktadır. Veriler (data) işlenerek  enformasyon (information) haline gelmektedir. Bilgi (knowledge) ise her insanın kendi beyninde oluşturduğu bir yapıdır ve aktarılamaz. Türkçe’de enformasyon ile bilgi karıştırılmaktadır. Örneğin bilgi çağı (information age) denilen aslında enformasyon çağıdır. Hiç kimse başka birine bilgi aktaramaz. Aktarılan (isterse bir teori de olabilir) enformasyondur. Bizler bu enformasyondan yararlanarak bu aldıklarımızı kendi beynimizde diğer bilgiler ile entegre ederek bilgi inşa ederiz. Bu yüzden de bazen beynimizde oluşan bize aktarılandan çok farklı olabilir. Özgürleştirici eğitim bilgi üretiminde öğrencinin rolünü çok artırır. Yetişkin eğitiminin bir biçimi olan tarımsal yayımda da “teknoloji transferi” anlayışı yerini katılımcı yaklaşımlara bırakmıştır. (Özkaya ve ark. 1998 ve 2003)

Okullarımızda eğitimin en önemli yöntemi olan “konferans” sözcüğü bilindiği gibi İngilizce “lecture”’dır. Hatta öğretim üyesi için “lecturer” sözcüğü bile kullanılır. Bu sözcük latince lectio veya lectere sözcüğünden gelmektedir. Anlamı ise bir kürsüden okumaktır. Gutenberg öncesi kitaplar ancak elle yazarak çoğaltılabildiğinden öğretmen elindeki bir kitabı çoğu zaman da okumakta ve öğrenciler de bunları yazmaktadırlar. Eğitim ise çoğu zaman din eğitimidir. Zaten tartışmaya açık değildir. Aktarma esastır. Çağımızda öğretim üyelerinin hala derslerini bir kürsüden anlatarak yapmaları bir geri kalmışlıktır. Burada öğretmenin hiç konuşmaması hatta konferans yöntemini hiç kullanmaması gerektiğini söylemiyoruz. Yanlış olan diyaloga yer vermeyen aktarmacı eğitimin sürüp gitmesidir. 

E?İTİM MODELLERİ
Brezilya’lı eğitimci Paulo Freire eğitim modellerini ikiye ayırmaktadır: (Freire, 1991)
a) Otoriter eğitim modeli  ( Freire buna bankacı eğitim modeli demektedir)
b)Özgürleştirici, diyalogcu eğitim modeli
 Otoriter veya bankacı eğitim modeli ezberci eğitimi de  kapsayan, bilgiyi bir yatırım olarak gören anlayış için kullanılmaktadır. Ancak sadece ezberci eğitim olarak algılanmamalıdır.  Öğrenim görenler birer banka veznedarı gibi çeşitli konularda (hesaplara) bilgi mevduatı kabul ederler. Gerekli olduğu zaman da çıkarıp kullanırlar. Bu anlayış bilgiyi, ona sahip olanların verebileceği bir şey olarak görür. Öğretmen öğrenciyi doldurulması gereken “bidonlar” veya  “kaplar” halinde görmektedir. Öğretmen kapları ne kadar çok doldurursa, o kadar iyi bir öğretmendir. Kaplar ne kadar pısırıksa, doldurulmalarına izin veriyorlarsa, o kadar iyi öğrencidir. Öğrenciler “yatırım nesneleri” öğretmen ise “yatırımcıdır” Öğretmen iletişim kurmak yerine tahviller çıkarır ve öğrencilerin sabırla aldığı, ezberlediği ve tekrarladığı yatırımlar yapar. Bu “bankacı eğitim” modelidir. Gerçi öğrenciler bilgilerin koleksiyoncusu veya arşivcileri haline gelme, onları raflara dizme fırsatına sahiptirler. Fakat son tahlilde bu (en iyi deyimle) yanlış yoldaki sistemde; yaratıcılık, dönüşüm ve bilgi yoksunluğu yüzünden rafa kaldırılan bizzat insanlardır. Çünkü kendileri araştırmadan, praksis olmaksızın insanlar hakikaten insani olamazlar. (Freire, 1991)

Öte yandan özgürlükçü bir eğitim çalışmasının varlık nedeni uzlaşım güdüsündedir. Eğitim çalışması öğretmen-öğrenci çelişkisini çözümlemekle işe başlamalıdır. Çelişkinin kutupları öyle uzlaştırılmalıdır ki, her iki taraf da  aynı anda öğrenciler ve öğretmenler olmalıdır. (Freire, 1991: 47) Diyalogcu eğitim yönteminde öğrencilerin öğretmeni ve öğretmenin öğrencileri ortadan kalkar ve yeni bir form doğar: Öğrenci-öğretmen ve öğretmen-öğrenciler. Öğretmen artık sadece öğreten değil, öğrencilerle diyalogu içinde kendisine de öğretilen biridir; öğrenciler ise kendilerine öğretilirken, kendileri de öğreten kişilerdir. (Freire, 1991:54)

?ili’de tarımsal yayım alanında da çalışmaları olan Freire’in eğitim yaklaşımları bütün dünya’da büyük saygı görmektedir. Ancak ülkemizde eğitimcilerce aynı ilgiyi gördüğü söylenemez. Bazıları onu ve yaklaşımlarını yok saymaktadırlar. Bunun temel nedeni Freire’nin eğitim yaklaşımının eşitlikçi ve özgürleştirici olması ve bunun ülkemizde de hegemonyacı çevrelerin tuttuğu neoliberal düşünceye ters olmasıdır. 
 Aşağıdaki çizelgelerde bu iki eğitim modeli karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.


E?İTİM MODELLERİ
BANKACI E?İTİM ÖZGÜRLE?TİRİCİ, KATILIMCI E?İTİM

-Öğretmen dominanttır-Öğrenci: kendisine verilen gerçeği kabul eder, uyarlar -Öğretmen-öğrenci etkileşim halindedir.-Öğretmen ve öğrenci gerçeği üzerinde çalışılacak ve çözümlenecek bir problem olarak dönüştürür

PROBLEM TANIMLAMA VE SESSİZLİK KÜLTÜRÜ
Freire’nin yaklaşımı problem tanımlayıcıdır. Problem üzerinde çalışılarak öğrenme eylemi gerçekleştirilir. Yaklaşım diyaloga dayalıdır. Hiç kimse mutlak bilgisiz değildir. Gene hiç kimse bütün bilgilere sahip değildir. Herkesin başkasına öğretebileceği bir şey vardır. Okul eğitiminde de yetişkin eğitiminde de bu böyledir. Hegemonyacı yapı okullarda bir çok şeyi tartıştırmadan empoze etmektedir. Örneğin iktisat fakültelerinde genellikle neoliberal ekonomi tek gerçek olarak aktarılmaktadır. Bir başka örnek yetişkin eğitiminden verilebilir.
Tarımsal yayımda endüstriyel tarım teknik ve girdileri (örneğin sentetik böcek öldürücüleri) dayatılmaya çalışılmakta, sürdürülebilir tarım seçenekleri genellikle göz ardı edilmektedir. Genellikle yayımcılar bildikleri doğruyu diyaloga girmeden vermeye çalışmaktadırlar. Paolo Freire halk kitlelerinin bir çok durumda “sessizlik kültürü” içinde olduğunu belirtmektedir. Halkın zarar gördüğü yapı halka doğal gelmektedir. Tersliği algılayamamaktadırlar. Eğitimin başlaması için bunun problem olarak önüne getirilmesi ve diyalog içinde tartışılması gereklidir. Bu ise aşağıdaki çizelgede görüldüğü gibi öğretmen ve öğrencinin birbirlerini eğitimini gerektirir.      

Modeller
BANKACI E?İTİM 
Bilgi ve sloganların transferi-Öğretmen: öğretir, her şeyi bilir, konuşur, disipline eder, eylem yapar, öğrenme sürecinin öznesidir.-Öğrenciler: Öğretilir, hiç bir şey bilmez, mahcup dinler, öğretmenin eylemi ile eylem yaptığı yanılsamasındadır, disipline edilirler, nesnedirler. Özneler: Yabancılaşma yaratırİnsan nesneleşir, köklü şekilde gerçeğe ve kaderine hakim olamayacağına  bu konudaki yetersizliğine ikna edilir (kadercilik). 

ÖZGÜRLE?TİRİCİ, KATILIMCI E?İTİM

Düşünme ve eylem birlikte Öğretmen-öğrenci: -Bilgi değiş tokuşu yapar -Araştırır -Karşılıklı eğitir -Yaratıcı öznelerdir. Özneler: Özgürleşme (eleştirel düşünme) getirirİnsan tarihinin öznesi olur, karşılıklı olarak kendi kendilerini özgürleştirme ve yeni bir gerçek yaratabilme yeteneği olduğu bilincindedir.

Gerçeği algılamak için probleme biraz geriden bakabilmek gereklidir. Bu simgesel olarak mahkumun çok yakından baktığında penceredeki demirleri görememesine benzetilebilir. Görebilmesi için biraz geri çekilmelidir. Probleme dışardan bakabilmek için görselleştirilmesi gerekmektedir. Freire’nin özgürleştirici eğitim modelinde ve katılımcı kırsal değerlendirme yaklaşımında bu bir fotoğraf, katılımcıların çizdiği yaşadıkları köyün haritası vb. olabilir. Bazen da problemi 5-10 yıl geriden incelemek, tartışmak çok etkili olabilmektedir. Menemen projesi olarak kısaca belirttiğimiz çalışmada (Özkaya ve ark., 2003) Gediz nehrinin yattığı kirlenmeyi bir köyde 8 kişilik bir grup ile tartışıyorduk. Kolaylaştırıcı olarak 10-20 yıl önceki  nehrin nasıl olduğunu katılımcıların anlatmalarını istedim. Katılımcıların birkaçı yıllarca önce nehrin çok temiz olduğunu, sularının içilebildiğini, her hafta kilolarca balık yakaladıklarını, bitkisel üretimlerin çok sağlıklı olduğunu anlattı. Bu anılar herkesi çok etkiledi. Üç gün sonra Menemen çapında bir toplantıyı köyde düzenlediklerini, yetkilileri ve Menemen köylülerini çağırdıklarını bana telefonla söylediler. Toplantı çok başarılı geçti ve bütün Menemen’den katılımlar oldu. Ertesi hafta tekrar köyde küçük grubumuzla toplandık. Grup üyelerinden bir köylü diğer köylerdekilerin “bu konuda çok bilinçsiz olduğunu” belirtti. Diğer bir köylü ise iki hafta önce “kendilerinin de aynı durumda olduklarını” söyledi. Daha sonra bu konuda da çalışmalar devam etti. Aslında Gediz kirliliği hala çözümlenmedi, çünkü değil bir köy üç ili kapsayan bir sorundur. Ancak sorunlarına gömülü ve onlara alışmış yaşayan köylülerin diyalog ile nasıl hızla bilinçlenebileceklerini gördük. Bu insanlara diyalog olamadan çevre, kirlenme konusunda nutuklar atmanın hiçbir faydası olmayacağı çok açıktır. Bilinç taşıma, bilgi aktarma mantığı tamamıyla yanlıştır. 
Freire’nin yaklaşımı okul eğitiminde de kullanılabilir. Anahtar kelime diyalogdur. Öğrencinin bildikleri ile işe başlamak  gereklidir. Bir takım bilgileri öğrencilerin kafalarına boca etmeye çalışmak orta çağda kalması gereken bir  davranıştır.

KATILIMCI KIRSAL DE?ERLENDİRME

Freire’nin düşünceleri yetişkin eğitiminde de kullanılmaktadır. “Katılımcı Kırsal Değerlendirme” (Participatory Rural Appraisal) veya son yıllarda daha tercih edilen şekliyle “Katılımcı Öğrenim ve Eylem yaklaşımı” (Participatory Learning and Action) Freire’nin de düşünsel katkılarından yararlanarak, yerel toplumların kendi durumlarını analiz ederek, sorunlarını çözmek için geliştirilen yaklaşımdır. Bu yaklaşımı kullanarak İzmir’de köylerde yürüttüğümüz çalışmalar iyi sonuçlar vermiştir. (Özkaya ve ark., 1998 ve 2003) Halilbeyli köyü projesinde altı aylık bir uygulama süresi sonunda elde edilen sonuçlardan bir ikisi sıralanabilir: Silaj yapımı %2-3’lerden %15’e çıkmış, sağım makinelerine bakım yaptıranlar %1-2’den %100’e çıkmış, şap aşısı yaptırma %50’den %80’e çıkmış, ancak hepsi doğru şekilde aşı yaptırmayı öğrenmiştir. Kadınların statüsü yükselmiş, özgüvenleri artmıştır. Katılımcı Kırsal Değerlendirme yaklaşımı  Freire’nin düşüncelerine uygun olarak eyleme büyük önem verir. Örneğin Halilbeyli köyünde yürüttüğümüz çalışmada her biri 10-12 kişiden oluşan bir kadın ve bir erkek grubunda kolaylaştırıcı olarak katıldığımız haftada bir oturumlar düzenlenmiş ve köylülerin belirlediği önceliklerle oluşan bir gündem belirlenmiş ve konular problemleştirilerek tartışılmıştır. Örneğin şap hastalığının yarattığı zararların nasıl önlenebileceği veya düşük süt fiyatlarını nasıl yükseltebileceğimiz gibi. Toplantılara davet ettiğimiz uzmanların, asla nutuk atma tarzında enformasyonlarını katılanlara boca etmelerine izin verilmemiştir. Diyalog kurularak üreticilerin görüşleri, düşünceleri alınmış, olası çözümleri tartışılmıştır. Uzmanların veya kolaylaştırıcıların görüş ve önerileri de bir seçenek olarak dinlenmiş ve eylem kararları katılımcılarca alınmıştır.  

P. Freire kendisi de tarımsal yayım ile ilgilenmiş ve 1968’lerde Allende döneminde ?ili’de Tarım Reformu Enstitüsünde çalışmıştır. Freire İspanyolca baskısında “Özgürleştirme Eylemi Olarak Eğitim” adlı eserinde (Freire, 1973) yayım ve iletişim (extension and communication) arasında çelişki görür. Tarımsal yayım pratiği arkasında örtük ataerkil ideolojiyi görür. Bu ise sosyal kontrol ve uzmanlar ile yardım alanlar (köylüler) arasında eşitliğin olmamasıdır. Eğer yayımcılar diyalogu ve eşitliği güçlendiren bir yöntem benimseyecekse ideolojik olarak eşitliğe, seçkinliği ortadan kaldırmaya ve seçkinci olmayan bir önderliğe bağlanmalıdır. Freire uzmanların köylülere tarımsal teknolojileri veya becerileri tanıtmasını aşağılamaz. Ancak bu gibi bilgilere sahip olanların, çiftçilerle diyalog kurarak onlarla beraber öğrenmelerini, kendi kısmi bilgilerini problemleştirilmiş kırsal durumun geneline uygulamalarının önemine işaret eder. Bu eserinde Freire teknolojik mesihçiliğe düşmeden gelenekselcilikten nasıl kaçınılacağını gösterir. “Bütün kalkınma durumları modernleşmedir, ancak bütün modernleşmeler kalkınma değildir” demektedir. Yayımcılar yalnızca köylülerin kültürel dünyalarına girerek iletişim kurabilirler.

OKUMA- YAZMA Ö?RENİMİ
Katılımcı Kırsal Değerlendirme ve Freire’nin yetişkin eğitimine ilişkin yaklaşımını sentez ederek Actionaid tarafından 1993’lerde geliştirilen REFLECT yaklaşımı ile yetişkinlere  okuma-yazma ve sayılar öğretilmektedir. Bu okuma-yazma yöntemi klasik yöntemlerden oldukça farklıdır. Katılımcılar aynı zamanda yaşamlarında değişiklikler yapmaktadırlar. Okuma öğrenirken dünya da dönüştürülmektedir. İngilizce’de “word” (sözcük) ve “world” (dünya) eşzamanlı ele alınmaktadır denmektedir.  Eylemsiz eğitim söz konusu değildir. Örneğin bir oturumda katılımcılar köylerinin haritasını çizmekte, harita üzerinde topraksızlık, erozyon, yolların bozukluğu gibi sorunlar  tartışılmakta, yolun ortaklaşa tamiri, hazine toprağının yağmalanmasına karşı çıkma vb.    eylem kararları alınmaktadır. Bu esnada harita üzerine çizilen semboller üzerine isimleri yazılmakta, hecelere ayrılarak yeni sözcükler üretilmekte bunlardan yeni sözcükler yapılmakta ve böylece okuma-yazma gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemi Actionaid adlı uluslar arası sivil toplum kuruluşu çeşitli ülkelerde yaymaya çalışmaktadır. Bu yöntemde alfabe yoktur. Katılımcılar ellerindeki deftere yazarak kendileri bir kitap oluşturmaktadırlar. Alfabenin hegemonya yaratacağı düşünülmektedir. (Archer ve S. Cottingham, 1996) Reflect yaklaşımının yetişkinlerin  okuma- yazma öğrenmelerinde Türkiye’de de başarılı olacağını düşünüyorum. 
Eleştirel eğitim sadece okullara hapis olamaz. Freire Brezilya’da ve başka ülkelerde okuma-yazma eğitiminde büyük başarılar kazanmıştır. Alfabe olmaksızın okuma- yazma ve hesap öğrenen insanlar aynı zamanda yaşamlarını, kaderlerini değiştirmek için harekete geçmişlerdir.

YOZLA?TIRMA ÇABALARINA RA?MEN
Hegemonyacı neoliberal güçler iyi olan her kavram ve yaklaşımın içini boşaltarak etkisizleştirmeye çalışmaktadırlar. Örneğin bu günlerde Irak’ta ABD’nin demokrasi getirdiği iddiasının gülünçlüğü ortadadır. Freire de bu anlamda nötralize edilmeye çalışılmıştır. Harvard Eğitim Enstitüsü Freire’i kurumlarına bir sömestr için davet etmişlerdi. Freire’nin ölümünün ardından çalışma programı alelacele kaldırıldı.  Donaldo Macedo şöyle anlatıyor:
 “Ölümü, Harvard Eğitim Enstitüsü’nü şekillendiren muhafazakar ortak ampirik odağı bilgilendiren saklı ideolojinin üstündeki örtüyü kaldırdı ve bu odak, okul, özgürleştirme pedagojisi üzerine semineri iptal ettiğinde kendi otoritesini bir kez daha kabul ettirmiş oldu…Harvard Eğitim Enstitüsü’nün  onun fikir ve çalışmalarıyla ilgilenmesinin sadece halkla ilişkiler meselesi olduğunu akla getirdi. Yani Harvard Eğitim Enstitüsü’nün açıklık, çeşitlilik ve demokrasi iddiasını meşrulaştırmak için, Freire’yi bir sömestrliğine bir ikon olarak kucaklamak kabul edilebilir ama fikirlerinin genel ders tasarılarının bir parçası olmasına izin vermek kabul edilemez. Freire bu yüzyılın ikinci yarısının en önemli eğiticisi olarak kabul edilmesine rağmen, Harvard Eğitim Enstitüsü onun kuram ve fikirlerini çalışmak için özel olarak tasarlanmış tek bir ders bile hazırlamıyor” (McLaren, 2004: 217’den aktaran: Macedo, 1998: xiv))

Her şeye rağmen Brezilya’da milyonlarca tarım işçisi eğitimlerinde, dünyada bir çok kuruluş okuma-yazma kurslarında, bir çok tarımsal yayımcı ve kırsal kalkınmacı çalışmalarında ve bir çok öğretmen   derslerinde Freire’nin yöntemlerini uygulamaktadırlar. Yozlaştırma çabaları başarısız olmaya mahkumdur.


KAYNAKÇA
Archer, D. ve S. Cottingham, 1996, The Reflect Mother Manuel- A New Approach to Adult Literacy, Actionaid, London. (www.reflect-action.org web sayfasından da ulaşılabilir)

Freire, P. ,1991, Ezilenlerin Pedagojisi, Ayrıntı Yay. İstanbul.

Freire, P, 1973, Education for Critical Consciousness, A Continuum Book, The Seabury Press, New York.

Freire, P. ve D. Macedo, 1998, Okuryazarlık- Sözcükleri ve Dünyayı Okuma, İmge Kitabevi, İstanbul.

Macedo, D., 1998, “ Foreword”  P. Freire, Pedogogy of Freedom içinde, Lanham, Md.: Rowman& Littlefield.

McLaren, P., 2004, Che Guevara, Paulo Freire ve Devrimin Pedagojisi, Devin yay. , İstanbul.

Özkaya, T., Karaturhan, B., Boyacı, M.,1998, Kırsal Kalkınmada Çiftçi Katılımının Önemi Üzerine Bir araştırma, Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi, Bornova, İzmir. (www.tuam.ege.edu.tr’den de ulaşılabilir)

Özkaya, T. , B. Karaturhan ve M. Boyacı, 2003, Katılımcı Kırsal Değerlendirme Yaklaşımı, Menemen Projesi Uygulaması, Türkiye Ziraat Odaları Birliği yay., Ankara (www.tuam.ege.edu.tr’den de ulaşılabilir)

 

 
Sonraki >