Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Desteklediklerimiz

Umut Çocukları Derneği

 

Genç Sen
Anasayfa arrow AE Uygulamaları arrow Waldorf Okulu arrow "Alternatif Eğitim Felsefesi: Waldorf" - Derleyen: Sıdıka Çalışkan Kayaöz
"Alternatif Eğitim Felsefesi: Waldorf" - Derleyen: Sıdıka Çalışkan Kayaöz PDF Yazdır E-posta

Giriş 

Rudolf Steiner 1864-1925 yılları arasında yaşamış Avusturyalı bir filozof, bilimadamı, olarak  batı kültürünü derinden etkilemiştir.. İnsanın bilgeliği anlamına gelen. Antroposofi felsefesinin kurucusu olan Steiner’in  bu alandaki çalışmaları ve görüşleri  sanat terapisi, antroposofik tıp, bio-dinamik tarım, şifa-iyileştirme pedagojisi (özellikle zihinsel engellilerle, Steiner’in tabiriyle ruhsal bakıma ihtiyacı olan)  gibi alanlara yayılmıştır.

J. Wolfgang v. Goethe’nin fen bilgisi ile ilgili arastirmaları, Goethe’nin, Schiller’in  felsefesi, edindigi tarih, mitoloji, antropoloji  ilgili bilgiler ile matematikci ozelligi, özellikle doğa ve bitkilerle ilgili yaşam gözlemleri  ile güçlenmiş gerek antroposofinin gerekse Waldorf  pedagojisinin temelini oluşturmuştur.

Waldorf pedagojisi, dünyayı çevreleyen ve özbilincin gelişmesine yardımcı olan insanlık çalışmalarından çıkardığı öğretilere dayanan insanı derinden anlamaya dayanan  bir uygulamadır.

Steiner, günümüzde dış etkenler daha once değişmediği kadar çok değişse de, insanlığın doğasının  temel öğelerinin değişmediğini belirtmektedir; özellikle, insanın çocukluk dönemi ile gelişiminin doğal bir yol izlediğini ve bunun kısa dönemdeki sosyolojik değişimlerden etkilenmeyip aynı kaldığını vurgulamaktadır.

Eğitimcilerin görevi, çocuklarımızı önceden öngöremediğimiz geleceğe hazırlamaktır ve sağlıklı gelişimin “içimizden” olması gerektiğidir. Sağlıklı gelişmeninde fiziksel, duygusal ve ruhsal olarak  gelişim aşamalarının herbirinde  dogru bir şekilde beslenmesi , desteklenmesi ile olacağını belirtmektedir.

 

Rudolf Steiner’in Bu Felsefe Çerçevesinde Oluşurduğu İlk Okulun Kuruluş Hikayesi

Waldorf pedagojisi  I. Dünya Savaşindan sonrası  sosyal ve ekonomik  kargaşa zamanı oluştu. Waldorf adını Waldorf - Astoria adlı bir sigara fabrikasından almaktadır. Fabrika müdürü Emil Molt, gelir düzeyi düşük bir aileden geliyordu ve o dönemde yenilikçi bir kişiydi. O bölgede ilk olarak kendi işyerinde işçi temsilciligini kuran ve fabrikasında emekçi egitimi verilmesini sağlayan bir kişiydi.

O dönemde Rudolf Steiner, Antroposofinin  kurucusu ve yenilikci sosyal toplum hareketinin başlarından biriydi. Emil Molt, kendi çalışanlarının çocukları için bu konuda çalışma yapmış Rudolf Steiner’den  bir okul oluşturmasini ve bu okulun pedagojik yönetiminin başına geçmesini istedi. 6 ay sonra Eylül 1919 da  265 çocuklu 12 öğretmenli 8 sınıflı ilk Waldorf  okulu açıldı.

Rudolf  Steiner, ilk Waldorf okuluna cocuklarını yollamak isteyen velilerle yaptığı konuşmada,  önemli olanın insanın varolan toplum için  beceri ve bilgi kazanması degil,  insanın kendisinde içinde varolanın tesbiti ve  geliştirilmesinin egitimde esas alınması gerektiğini  belirtiyordu . Diğer bir değişle, gerçek eğitimin toplum tarafından onaylanmış bilgi ve becerilerin pasif bir şekilde öğrenciye yerleştirilmesi olmadığını soylemiştir; onun yerine “eğitim bir sanat, zaten insanoğlunun içinde olanı uyandırma sanatıdır” der.  Bu eğitim sanatı, sağlıklı bir birey ve toplum oluşturma arayışındadır ve rekabete son verir.

Bugün dünya genelinde 40 ülkede 800 okul, 1500 okul öncesi yuva, ve 60 adet Öğretmen Yetiştirme Enstitüsü  bulunmaktadır ve rakamlar gün geçtikçe artmaktadır.


Steiner-Waldorf Eğitim Felsefesi

"The need for imagination, a sense of truth and a feeling of responsibility – these are the three forces which are the very nerve of education."

(Hayal etme ihtiyacı, doğrunun hissedilmesi ve sorumluluk hissi-bu üç temel etki eğitimin esasını oluturmaktadır.)

Rudolf Steiner

“Biz bir insanın  var olan bir duzene uyması için ne bilmesi gerektiğini veya ne yapabilir olduğunu sormamalıyız, aksine herbir insanın içinde ne yaşattığına ve onun içinde neler geliştirebileceğimizi sormalıyız.”

 Rudolf Steiner

Dünyadaki   Waldorf okullarının birbirinden bağımsız , farklı ve anlaşılır ve lise sona kadar kadar olan öğrencileri kapsayan eğitim programlari vardır.  Bu programlar çocuğun bir bütün olarak ruhsal, fiziksel ve tinsel gelişimi üzerinde duran pedogojik filozofiye dayanır. Ve eğitim programları  çocuğun bu anlayıştaki öğrenme sürecine dahil edecek sekilde tasarlanır. Bu okul müfredat programı (curriculum), devletin  veya toplum içindeki ekonomik güçlerin taleplerini karşılamak yerine  Rudolf Steiner’in o dönemde bir eşi benzeri bulunmayan  görüşü gelişen çocuğun değişen  ihtiyaçlarını esas almaktadır ve bu yönde geliştirilmiştir. Eğitim, çocuk yuvalarından (Kindergarten) ilk öğretime ve liseye kadar süren bütünsel  bir oluşumdur. Çocuklar eğitimlerine isterlerse Steiner okullarında devam ederler ya da eğitimlerini tamamlamak için başka okullara, öğretim kurumlarına geçebilirler ve bu okuldan okula, ülkeden ülkeye  ve yerel eğitim sistemine göre değişebilir. Birçok yerde bu farklı üç okul aynı yerde olabiliyor ki küçük yaştaki çocuklar büyük yaştakileri hem saygı ile   izleyebilsin ve bir sonraki dönemi anlayarak gönüllü bir şekilde o döneme hazır olsunlar.


Waldorf Yaklaşımının Genel Prensipleri

· Çocuğun içsel gelişiminin önemini hatırlatır ve Steiner’in eğitim programına göre her gelişim aşamasında doğru deneyimlerin yaşatılmasını  gözetir.
· Çocukların ritimsel deneyimlerini artistik, entellektüel ve pratik günlük çalışmalarını harmoni  içinde geliştirmeyi teşvik eder.
· Sınıf içinde çocukların hassas olmalarını, başkalarının ihtiyaçlarının farkında olmaları gibi işeyarar değerlerin hatırlatıldıgı bir sosyal öğrenme ortamını sağlar.
· İnsana yaklaşımda anlamlı bir bütünlük sağlayabilmek için  bilim, sanat ve zanaat   gibi konular birbiriyle ilişkilendirir.
· Çocuğun insan ilişkilerinde çocuğun ve öğretmenin farklı görgü ve çevre deneyimleri ve yetenek farklılıkları üzerinde durur
· Artistik, entellektüel ve pratiğin birbirini tamamlayan ögeler oldugunu ve  çocuğun ruhsal bir bütün olabilmesi için bu yeteneklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgular.
· Waldorf pedagojisinde özellikle kücük yaslarda cocuklara iyi bir cevre yaratmak önemli. Çocuk iyiyi, güzeli gördükce özgüveni artiyor, korkusuz ögrenebiliyor.
· R. Steinere göre her çocukta bir öğrenme ihtiyacı vardır., hangi öğrenme tecrübelerini ne zaman edineceğine çocuğun hazır olması gereklidir.
· Waldorf okullarında çocukların bulundukları toplum, yer, kültür büyük önem taşır, aile, öğretmenler ve çevre ile bütüncül bir ilişki vardır.
 

Aklın, Kalbin ve Ellerin Eğitimi

Her bireyde sağlıklı düşünme, hissetme  ve yaratmanın gelişmesi  (deed) için çocuğun aklı, kalbi ve elleri okul yaşamı boyunca terbiye edilir , eğitilir. Kindergarten’larda  (çocuk yuvaları) çocuğun daha az bir bilinçle, kendi istekleri doğrultusunda yaptığı aktivitelerle motivasyonu güçlendirilir.  Sanatla duyguların – hislerin dengelenmesi ilköğretimde öğrenilip aktif düşünme ile zihnin aydınlanması, bilgi edinilmesi de Lisede gerçekleşir. Steiner Eğitim prensiplerine rehberlik eden bakıç açısı, bilinç seviyemize yüreğimiz ve aklımız sayesinde ve bedenen, ellerimizle, kollarımızla ulaşmamızdır .

 

The Kindergarten – Cocuk Yuvaları


· The child of Will (İradenin çocuğu)

Kindergartenlerin sonuna kadar ( doğumdan ilk altı yaşa kadar ) çocuk oldukça aktiftir. Küçü- cük bir çocuk, kendi istekleri veya çevresi tarafından yönlendirilmeler doğrultusunda fazla bilinç seviyesine ihtiyaç duymadan gününü oldukça yogun geçirebilir. 

· Etkinlikler

Çocuklar gerçek hayatın içinde olmalıdırlar. Etkinlik sonucu ortaya çıkan  eser degil, o surenin ve yapılanın çocuğun gelişmesine katkısı , bunun surdurulebilirligi onemlidir. Anaokullarında yuvalarındaki uygulanan etkinlikler ev ve bahçe etrafında şekillenir. Bu etkinlikler; süpürme, bahçe düzenleme, yemek yapma, inşa etme, şarkı söyleme, yemek hazırlığına katılma, meyve toplama, yemek masasını hazırlama, bulaşıkları yıkama , resim yapma –boyama, modellik ve mevsime uygun çeşitli el sanatları-zanaatler ve çizimlerdir.
Haftada bir gun sulu boya yapılır. Kağıt suya daldırılıp, daha sonra boyalarla çocuk tarafından renklendirilir. Bu tür boya yapılırken çocuklar aynı zamanda renklerin zaman içinde iç içe girişini izlerler, suyla boya öğretmen eşliğinde bir dönüşümlü olarak çoğu zaman bir grup çocukla yapılırken, mum boya Çocuk yuvaları bir bakıma ev yaşamınıın yerine  geçer  çünkü modern zamanımızda birçok aile çalışmak zorundadır.  Aynı zamanda çocukların arkadaşları ile buluşabildiği, başkaları ile alışveriş yapabildiği, sağlıklı bir sosyalleşme ortamı sunar.  Waldorf pedagojisi,  çocugun hem kendisi ile barışık olmasını  hem de içinde bulunduğu toplulukla uyum içinde olmasını amaçlar.  Ana okulu öğretmeni bir ise baslar, ve daha sonra çocuklar onu görüp onunla birlikte  iş yapmaya başlarlar. Öğretmen bir iş yaparken, çocuklar da isterler ise ona katılırlarlar.. Ev ortamı anaokulunda hakimdir, mutfakla çocukların oynadıkları, çalıştıkları yer iç iç içedir, çocukların yanında ütü yapılır, örtüler birlikte katlanır,çocuklar bir işi yaparken, başlarken ve bitirirken hep onunla ilgili bir şarkı vardır. Pentatonik müzik aletleri anaokulunda kullanılır.  

· ?ükran Duygusu

Çocuğa çevresinden  edindiklerine karşı şükran duygusuna sahip olmasına yardımcı olmakla hayat boyu doğru ahlaki değer ve tutumlarını  öğrenmesine yardımcı olunur. ?ükran duygusu çocuğun doğumundan ilk 6 yaşına kadar gelişmesi gereken en temel erdemdir.

· Küçük Çocuğu Güdüleyen Güç: Taklit

Rudolf Steiner, “Çocuk, ilk yıllarda baştan sona bir duyu organıdır,” diyor. Özellikle ilk üç yıl tıpkı diğer memelilerde olduğu gibi, çocuğun organları fiziksel olarak gelişerek içine doğduğu ortama uyum sağlaması, başlıca taklit yoluyla gerçekleşir. Bu süreçte annenin duygu titreşimleri, renkler ve seslerle, aynı zamanda dokunuşlarla yarattığı atmosfer ya da “aura” çocuğu damgalar.

Rudolf Steiner, küçük çocukların temel olarak taklit ederek öğrenmesi gerçeğinden yola çıkarak çevresinin taklit etmesini istediğimiz, model almasının doğru olduğunu düşündüğümüz şeylerle donatılmasının gerekliliği üzerinde önemle durmaktadır. Çocuklar yaşamı, yaşamın içinden öğrenir ( örneğin çocuğun ana dilini öğrenmesi çogunlukla taklit ile olur)  ve davranışlarında çevresinde olup bitenleri model alırlar.
Çocuk yuvalarında genelde her şey hazırdır ancak Waldorf okullarında çocuklar bazı çalışmalarla desteklenirler. Örnegin, yedikleri ekmeği kendilerinin yapması gibi. Öğretmen, şimdi ekmek yapacağız diye çocukları çağırabilir, etkinliğe davet ederbilir ama çocuklara bir açıklama yapmaz ve onlardan belirli şeyleri yapmasını  istemez, talimat vermez.  Bu etkinlik ile öğretmen, çocukların herbirinin bağımsız olarak aktif olmasını ve oyun içinde kendi öğrenme pozisyonlarını  almalarını ve yöntem geliştirmelerine yardımcı olur, onlara fırsat verir. Öğretmen duruşuyla, tavrıyla örnek olandır.

Selin ?enol’un gittigi anaokulundan ?ule ?enol’un  izlenimleri:
Çocuklar sabahları kendi yaptıkları ekmeği yiyorlar, üstlerine reçel veya tereyağ sürüyorlar örneğin. 4 kişi bütün sınıf için hazırlıyor öğretmenleri ile. Bazı anaokullarında un öğütülüyor. Önce aralarından bir çocuk diğerline örneğin miniminnacık ekmek parçası dağıtıyordu sabahları ya da birer fındık. Niye mi dersiniz? Paylaşmak, doğaya şükretmek adına olsa gerek. Kahvaltı olsun, yemek olsun birer seremoni. Mum ışığında sadece organik değil biodinamik tarımla yetiştirilmiş sebzelerden, tahıllardan hazırlanmış yemekler yeniyor, kumaş peçeteler (yumuşatıcı kullanılmamış ve sınıfta ütülnemiş peçeteler) kullanılıyor.


Çocuklar yetişkinlerin yaptığı her şeyi algılar ve zihinlerinde bir yere kaydederler- bu sadece ne yapıldığının algılanması değil aynı zamanda yetişkinin nasıl yaptığını da algılmak ve kaydetmek şeklindedir. Öğretmenler, kendi davranışlarının çocuk üzerindeki etkileri hakkında oldukça bilinçlidirler ve bilinçli olmalıdırlar. Taklit yolu ile iyi tutum ve davranışları  geliştirilebilir. Steiner; eğitimcilerin, öğretmenlerin sadece öğretmen olmak yerine sürekli kendilerini geliştiren, eğiten ve kendilerini tanıyan insan olmalarını önermektedir.
Çocuk yuvalarında taklit için uygun olduğunu düşündüğümüz birçok etkinlik vardır. Bunlar yemek yapma, ekmek yapma, temizlik, odaların temizliği gibi ev işleri ve diğer  tüm sosyal, sanatsal, ahlaki  ve pratik etkinlikleri içerir.
Taklit gücü çocuğun ilk zamanlarda dünyayı anlaması ve bilmesi için çok önemlidir. Bu güç zamanla  azalır ve başka bir tür anlama, bilmeye dönüşür.  Daha sonra model olarak, renklerle öğretimin yerini daha formal, talimatlarla yapılan öğretime bırakır ve çocuk bir sonraki gelişim aşamasına yaklaştığında veya geçtiğinde müfredat da ona göre değişir.

· Ritim ve Tekrar

Steiner, Waldorf çocuk yuvalarında ritmi çok önemli bir eğitim prensibi olarak tanımlar. Ritim nefes alıp vermemizde, uyuyup uyanmamamızda da vardır. Çocukların bir yılda, haftada ve günde düzenli yapılan etkinliklerle (ayni masalın anlatılması  gibi)devamlılık duygusu yaşama ihtiyaçları vardır ve emin olmak isterler. Mevsimleri kutlamanın yanında, sonbaharda harman zamanını, ilkbaharda da dikim zamanını ve toprağı sürmeyi öğrenmektedirler.

 

İZLENEN FİLMDEN ÖRNEK
Syassanga anaokulu öğretmeni Rosali Marshale, bu durumu şöyle açıklamıştır; Aynı seyleri ayni zamanda yapmak gerekiyor, o zaman anaokulunda neler olduğunu çocuklar anlıyorlar ve kendilerini güvende hissediyorlar. Waldorf pedagojisi benim için çok yeni idi, ama yine de yabancı degildi, hala Transkai’de yapılanlarla karşılaştırdığımda. Hasat zamanı orada cok tarla var. Mısır, patates, lahana  ekiliyor, sonra onları topluyoruz, büyük bir sepet koyuyoruz, hasat bayramını birlikte kutluyoruz. Önce şeftaliler soyuluyor, ondan sonra şekerli suya konuluyor- o zaman cok guzel oluyor- kavanoza konuluyor. Bayan kavanozları yukarı kaldırıp bezlerle saracak. O zaman sıcak kaliyorlar. Anlayabiliyor musunuz?

Ritim duygusunu, mevsim değişikliklerini iç mekanda da , şarkılarımızda, hikayelerimizde ve şiirlerimizde yaşarız. Ayrıca her bir haftanın ekmek yapma günü, resim yapma günü, bahçe günü gibi düzenli olarak tekrar eden kendi ritmi vardır. Her günün bile etkinliklerini destekleyen kendine has küçük ritimleri  söz konusudur.  Bu günlük ritimler çocuğun kendini güvende hissetmesine, o gün nelerin olacağını bilmesine, anlamasına yardımcı olacaktır. Örneğin “tidy up” (toplanma zamanı) şarkısı bir etkinliğin bitip bir diğerinin başladığı işaretini verebilir.
Ritim ile çalıştığımız zaman, çocuklar değişim ile yaşamasını öğrenirler, dünyadaki yerlerini, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek kavramlarını anlamaya başlarlar. Ritim bize zamanı anlamak için gerçek bir temel oluşturur. Çocukların “Daha önce ne oldu ve bunu ne takip edecek?” şeklinde kavramasıyla doğal dünyamız ve insan dünyası ile ilişki kurmalarına yardımcı olur. Bireylerin sağlıklı gelişmelerine ve gelecekte dengeli bir yaşamlarının olmasını sağlar.


İZLENEN FİLMDEN ÖRNEK
Syassangadaki Waldorf eğitmeni Rosali Marshale cocukların bu anaokulda gelşimlerine farklılık, açılım sağlamak istemiş. Waldorf anokullarında gerçek olması öngorülen, çocukların hayatı zihinleri ile değil, duyulari ile kavramaları. Günün akışı içinde çocukların geniş bir serbest zamanları vardır. Bu zaman içinde çocuklar oynayarak taklit eder, duyularıyla edindikleri tecrübeleri geliştirirler. Bir dal parçası hayvan, köprü veya tren olabilir. Doğal ve sade olan çocukların fantezisini teknik ve mükemmel olandan daha fazla genişletir. Onun için Waldorf anaokullarında basit dal parçaları oyuncak olarak kullanılmaktadır.

Tekrar da, devamlılık duygusunun ve sağlıklı bir hafızanın gelişmesinde ana rolü üstlenir. Çocukların hafızası günlük, haftalık ve yıllık olarak tekrarlanan deneyimlerle güçlenir. Masallar  arka arkaya birkaç gün boyunca, çok kere tekrarlanı, ufak degisikliklerle tekrarlanir, çünkü bu tekrarlarla  çocukların kullanılan malzemeye ile tanıdık hale gelmeleri ve onlarla ilişkileri güçlendirmelerine yardımcı olur.


Tarhan Onur’un Buğday dergisinde yazdığı yazıdan bir bölüm:
Steiner, “Çocukken duyu izlenimleri soluk almak gibidir. Soluk vermeye denk düşen edim ise taklittir,” diyor. İlk yıllarda her şey oyun, her nesne oyuncaktır aslında. Çocuk yürümeyi de konuşmayı da taklit ederek öğrenir. Önünde ayakta dik duran ve uzamda ileri hareket eden örnekler olmasa çocuğun yürümeyi öğrenemediği, geçen yüzyılda Uzakdoğu’da bulunan kurtların yetiştirdiği çocuklar sayesinde kanıtlanmıştır. Yürüme hareketleriyle birlikte konuşma organı da gelişir. Artık her şeyi adlandırmaya başlar ve çocukta nesne ve nesnenin adı iki ayrı kanalda kaydedilir. Bu da çevreye ve nesnelere ilk mesafe kazanmanın başlangıcıdır. Ve böylece üç yaş civarında “ben” duygusu gelişir. Bu dönemde çocuğun beyni uygun oyuncaklarla uyarıldığında, fantezisi harekete geçirilir. Fanteziyi beslemenin yolu, çocuğun eline bitmiş, her şeyiyle dört dörtlük oyuncaklar vermemekten geçer. O nedenle, birkaç çaput parçasıyla yapılmış bir bebek, ağlayan, konuşan, yürüyen bir bebekten daha elverişlidir. Çocuk oyun sırasında bütün benliğiyle oradadır. Büyüklerde eksik olan “şimdi ve burada” duygusu içindedir. Çocuğa zaman tanımalı, deneylerde bulunması sabır ve şefkatle desteklenmelidir. Bir kibrit kutusu, çocuk için herşey olabilir; gemidir, arabadır, uçaktır. Nesneye o an denemek istediği ve uyum sağlamak istediği koşullara göre anlam verir. Oyunu bittiğinde ise, o yine bir kibrit kutusudur. Bu nesneye mesafe duygusu, zekânın ve bilincin gelişmesinin de temel öğelerinden biridir. Fantezi çocuğa, var olanın ötesine geçmek ve kendi yapıp etmesiyle olabilecekleri biçimlendirmek gücü verir. Böylece taklit ve oyun yoluyla deneyimlediği nesneler ve durumlar sonucu ortaya çıkan imgelerin, zihnini faaliyete geçirmesiyle, onları karşılaştırır, birbiriyle bağlantıya sokar veya belli niteliklere göre ayırır. Bütün bu izlenimlerin hammaddesi nesne ve ortam bilgisine dönüşür. İşte çocuk, ancak bu oyunlarla edindiği tecrübeler, geliştirdiği duygular ve düşünceler sayesinde zamanla sonra bir toplumsal varlığa dönüşür.
Oyun ve taklit çocuğu içine doğduğu toplumun bir bireyi haline getirir. Bu arada büyülü yıllar denen yedi yıllık süre geçer ve kalıcı dişlerin çıkmasıyla, korunmalı aile ortamından okula gitme zamanı gelir. Steiner, ilk okul yıllarında da derslerin daima oyunla karışık biçimlendirilmesini salık veriyor. Gündelik ders ritminin tıpkı soluk alıp verme ritmi gibi, belli bir ders konusuna yoğunlaşma ile, çocuğun tüm bedeni ve duygularıyla hareket halinde var olabildiği oyunla ritmik biçimde çeşitlendirilmesini istiyor. Yoğunlaşma soğuktur, oysa oyuna duygusal-bedensel katılım organizmayı ısıtır. Öğrenme süreciyle sindirim arasında bu bakımdan paralellik vardır. Öğrenilenin sindirilmesiyle bellek oluşur. Okulda masalların, destanların sınıfta herkesin katılımıyla oynandığında çok daha kolay öğrenildiğini ve çocuğun ritim duygusunu besleyen koro çalışmaları, her ünlü ve ünsüz harfin kendine özgü hareketleri olan Eurythmie ile duygusal-ruhsal yaşamın esneklik, canlılık ve uyum kazandığını söylüyor.


· Çocukların bireysel , sosyal ve ahlaki gelişimlerini desteklemek

Çocuklar günlük etkinlikleri ve yaratıcı oyunları sayesinde öğrenirler ve birbirleriyle iletişim içine girerler. Çocuk yuvalarında başkaları ile paylaşmayı, birlikte çalışmayı ve birbirlerini desteklemeyi, işbirliği yapmayı öğrenirler. Öğretmenlerini iyi tanırlar ve ona güvenirler, diğer  çocuklarla ve yetişkinlerle etkin bir ilişkiye girerler. Hem öğretmenler hem de çocuklar başkalarını, arkadaşlarını  korur ve saygı duyarlar. Bu sadece insanlarla olan ilişkilerinde değil oyuncakları ile olan ilişkilerinde de gözlemlenir. 
Çocukların çocukluğunun korunduğu, hem içeride hem de dışarıda koruyucu bir ortamın  yaratılması çok önemli.  Waldorf pedegojisinde hazır oyuncaklar kullanılmıyor, kullanılan oyuncaklar ahşap gibi dogal malzemelerden yapılıyor. Ahşap arabalar, bloklar, doğal yün, ip, dal parçacıkları, kestaneler, hem oyun hem hem de eğitim aracı  oluyor. Bu tür açık uçlu oyuncaklar çocukların hayal ederek keşfetmelerine yardımcı olur. Aynı zamanda plastik oyuncakların tersine doğal ahşap  oyuncaklar yeniden onarılabilip  boyanabilmektedir. Ayrıca çocuk elinde tuttuğu, oynadığı oyuncağın kaynağını anlar, ağaç parçasından oluşan oyuncakları el emeğiyle yapılmış ve kullanılabilir hale gelmiştir. Çocuklar küçük yaşta bizim bilimsel açıklamalarımızı kavrayamaz. Örneğin düğmeye bastığınızda, odanın ortasındaki  ışığın yanması gibi. 

Waldorf okullarında, çocuklar öğretmenleri ile bahçede çalışıyorlar, ağaç yontuyorlar, bitkilerin bakımını yapıyorlar. Mümkün olduğunu düşündüğümüz her zaman ve yerde ekoloji- doğal denge fikrini eğitim programımıza sokmaya çalışırız. Geri dönüşüm yolu ile gübre oluşturma (kompost)  veya saksılarda bitki yetiştirmek buna örnek olabilir.
Öğretmenler, gün içinde çocukların keyfi-neşeyi , korkusuzluğu ve merakı tecrübe etmeleri için fırsatlar yaratırlar. İyilik, öğretmen tarafından pratikte kulanılarak öğrencilere aktarılmaya çalışılır. Festivaller çocuklara zengin bir kültürel  deneyim sağlar. Geleneksel hikayeler, doğa hikayeleri ile de ülke kavramı ve doğru-yanlış kavramları yavaş yavaş uyandırılır.

· Bütünsel yaklaşım ile öğrenmenin sağlanması

7 yaş altındaki çocuklar için öğrenme deneyimi,  konu başlıklarına göre değil de bütünsel bir yaklaşımla gerçek hayatın içinde olmalıdır. Çünkü ilk 7 yaşta çocukların hayal dünyalarının korunması gerekmektedir. Örneğin,  çocuklar  matematiksel dili yemeğin piştiği tezgahta öğrenebilir; burada yiyecekler hazırlanırken ekleme ve çıkarma gibi, çok veya az gibi kavramları, tartma, ölçme, miktar, şekil gibi kavramları günlük yaşamdan  pratik bir yöntemle kaparlar-öğrenirler.  Yemek zamanı, birlikte yemek yemek onların ahlaki, sosyal ve matematiksel durumları  yaşaması için bir fırsat sağlar. Çocuklar yemeğin ve masanın hazırlanmasına dahil olurlar ve herkes için hazırladıkları  yiyecekleri paylaşırlar.
Hareketli oyunlar sayesinde çocuklar yaptıklarını hatırlar ve içeri-dışarı, önünde-arkasında gibi bazı konumları  tekrar tekrar yeniden, yeni baştan yaparlar. Kendiliğinden oynamaya başlayan oyunlarda da deniz kabukları, mısır koçanı, kestane, ahşap şekiller, dal parçaları, pamuklu örtüler, saf yün  gibi birçok doğal objeyi ayrıştırdıklarını, sıraladıklarını  ve saydıklarını, fantezilerine göre şekillendirdikleri, oyunlar oynadıklarını görürüz.

Aynı şekilde okuma yazma öğretilirken de benzer bir yaklaşım izlenir. Çocuklar konuşma, dinleme ve kelimeleri kullanma  yeterliliğini,  rahatça ve özgürce konuşarak kazanırlar ve bu arada başkalarını da dinlemeyi öğrenirler. Geleneksel ve yerel kültür ve dilden faydalanarak bugüne kadar söylenmiş, çizilmiş, yazılmış çocuk hikayelerini kullanıp çocukların çok hoş, güzel  hikaye dinlemelerine yardımcı olunur. El yazısını çocuklar ikinci sınıfta öğrenirler,çünkü  el yazısındaki ivmeleri oluşturmak için çocuğun  belirli bir hızla çalışması gereklidir.

Insan sesinin ve dilin ritmindeki güzelliği kullanarak anlatılan masallar insanda bir memnuniyet duygusu yaratır. Aynı zamanda hafızamızı geliştirecek sözcük dağarcığımızın artmasına  yardımcı olur.  İşte bu nedenle öğretmenler hikaye anlatırlarken bu anlatım yeteneklerini geliştirmeliler ve yaratıcılıklarını kullanmalıdırlar. Çocuklar da hikaye anlatan öğretmenlerine özenip, onlar da onlara benzer bir şekilde kendi aralarında masal anlatırlar. Çoçuklar yuvadan ayrıldıktan sonra çok sayıda ve değişik şarkılar, hikayeler, şiirler tekerlemeler öğrenmiş olurlar.  Ayrılan yapılan işle ilgili de  şarkılar söylerler, örneğin örtüleri katlarken bir  şarkı, bahçeye çıkmak için hazırlanırkan ayrı bir şarkı söylenir, bunlar vücudun, ellerin de hareket ettiği şarkılardır.

Örgü örme gibi bir sürü etkinlik, çocukların el-göz koordinasyonunun, el becerilerinin  ve oryantasyonunun gelişmesini, sağlar, ruh, bede ve zihni birlikte aktif kılar, önemli olan çocuğun örgü örmeyi öğrenmesi değil, bunun çocuğun gelişimine katkısıdır. Örgü örmeye çocuklar ilkokulda başlarlar. Fakat kullandıkları el örmesi oyuncaklar, Waldorf bebekleri kendi öğretmenleri tarafından yapılır. Waldorf öğretmeni anaokulunda kullandığı eğitim aracını kendi hazırlar.

Çocuklar kendi çizdikleri resimleri ile ilgili birbirleri ile konuşmaktan, kendi yaptıkları resimleri bir hikaye ile anlatmaktan çok hoşlanırlar.  Bu tür etkinlikler onların resimden bağımsız olarak kendi ifadelerini kullanmaya teşvik eder ve çocukların sözlü iletişimini, ifade yeteneklerini güçlendirmeye yardım eder. Çocukların yaptıkları  kalıcı ve ihtiyacı giderici ürünlerdir, sepet, yün eğirme, keçe yapma, ahşap yontma, toprakla calışma gibidir.

Çoğu çocuk, kukla gösterileri ile hikaye ve diyalogları kullanır ve bu sayede temsil  yeteneklerini  geliştirirler. Resim çizme, boyama, denge ve simetrinin gelişimine yardımcı olur. Resimlerin kontürleri çizilip içi boyanmaz, doğrudan renklerle çizilir.

Daire şeklinde oynanan, eurythm ve görüntünün hareketi gibi oyunları ile dilin müzikalitesini ve onun sosyal etkilerini yaşadıkları gibi dengeli, estetik durmak, hareket etmek, vücutlarını kontrol etmeyi öğrenirler..  Tüm bu aktivitelerin birleşimi, çocuğu  konuşan dünyaya hazırlar, o dünyanın içine etkin bir şekilde girmesini sağlar.

Anaokulundan  itibaren çocuk gözünün önünde canlandırıyor anlatılanları, okunanları önce, onun için masallara çok önem veriliyor. Kullanılan oyun araçları da öyle, ahşap bloklar var kabuğu da gözüken, ya da ağzı gözü belli olmayan bebekler, ahşap bebekler de olabiliyor örneğin çiftçi ailesi.

 

Waldorf Okulları
İnsanlar 3 farklı  (Glied)  oluşmuş Steiner’e göre, Ruh, beden, tin.  Kafa,(tini, zihni sembolize ediyor, yuvarlak) gövde oval  (ruh, yürek)kollar, eller.  İnsanın özgürlüğünün resmi kolları, elleridir diyor Steiner. Hayvanlar anlatılırken onların insanda olmayan şaşırtıcı muhteşem özellikleri aktarılıyor, zürafanın uzun boynu, büyük kalbi gibi. Çocuklar hayvan doğasının muhteşemliğini de görüyorlar. Ayrıca çeşitli ruhsal özelliklere sahip çocuklar kendilerini türlü hayvanlarla karakterize ediyorlar. Melankolikler kartalla, ağırkanlılar otlayan inekle, çabuk öfkelenenler  aslanla gibi.

Bitki bilgisinde de farklı metod kullanılıyor; toprak ve güneş, bitki örtüsü için en önemli iki şey. Çeşitli topraklar, verimli topraklar anlatılıyor. “verimli toprağı” veya “kötü toprağı” çocuklar  göz önünde canlandırıyorlar. Bitkiyi sadece bitki olarak ele almak yanlış, her şeyi bir bütün olarak görmek gerekiyor, güneşiyle, toprağıyla, suyuyla, hayvanı ve insanı ile,. Bitki bilgisi, hayvan bilgisi okuma kitapları var, ders kitabı değil, bilgiler makaleler şeklinde verilmiş, resimler elle çizilmiş resimler bu kitaplarda.

· Öğrenmeyi yaratıcı oyunlarla teşvik etmek ve fiziksel gelişmenin desteklenmesi
Çocuklar anlama ve düşünme yetilerini yaratıcı oyunlarıyla alıştırmalar  yaparak pekiştirirler. Yaratıcı oyunlar çocukların fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimlerini destekler ve onların  araştırarak keşfetmelerine yardım eder. Yaratıcı oyunlar,  aynı zamanda  insan zekasının gelişmesinde  önemli olan hayal gücünü kullanmamımıza da olanak verir. Oyun, çocuğun yaratıcı olmasına, insiyatif almasına, uyum sağlamasına yardımcı olur ve konsantrasyonunu güçlendirir.

Dortmund’daki Waldorf anaokulundan izlenimler:
Küçük çocukların harekete (doğada, bahçede) ihtiyaçları var. Bu onların dil gelişimini, zihinsel, bedensel, ruhsal gelişimini etkiliyor. Anaokulu çocukları her gün (hava şartları ne olursa olsun) bahçeye ya da doğaya çıkıyorlar. Bahçe bizim bildiğimiz bahçelerden değil, çok geniş bir alan bulunmaktadır, tepecikler, taşlar var, evet kaydırak da var, ama kaydıraktan kaymak için tümseklere de çıkıyorsun, ya da tahta basmaklardan tırmanıyorsun. Her çocuğun paltolarının üzerine geçirecekleri tulumları, ceketleri var, suyun içine batsalar bile ıslanmıyorlar, el arabalarıyla suyun içinde dolaşıp, hopluyor zıplıyorlar bahçede.


Araştırmalar, sosyo-drama oyunlarına çok ilgi duyan ve bunlara katılan çocukların entelektüel kapasite, uzun süreli hafıza, daha fazla yaratıcılık ve hayal gücü gibi bilişsel alanlarının daha gelişmiş olduklarını göstermektedir. İyi oyuncular, sinirlendiklerinde duygularını ve hareketlerini daha çok kontrol ederler, başkalarına karşı daha anlayışlı ve genel olarak daha sosyaldirler. Yaratıcı oyun için öncelikle zaman yaratılmalı  ve  oyunların oynamasını içinde giysiler, kabuklar, ağaç kütükleri, evcilik oyuncakları , bebekler gibi  uygun objelerin olduğu bir ortam yaratılmalıdır. 

· Çocukların dünyayı tanımaları ve sevmelerini teşvik etmek

Ritim ve tekrarlar başlığı altında incelediğimiz gibi çocuklar, doğal dünyamızla iyi bir ilişki geliştirirler. Dünya nimetlerine değer vermeyi, onun işleyiş prensiplerini anlamayı ve değişime neden olan şeyleri anlamayı öğrenirler. Ev içi görevler onlara bir başlangıç fırsatı verir. Çocuklar,  koyun yününden, ağactan-tahtadan, pamuk ve diğer doğal malzemelerden  oyuncak yaparlar. Örnegin, doğum günlerinde çocuklara hediye alınmaz. Tüm organizasyon , hediyelerin hazırlanması  öğretmen ve çocuğun arkadaşları ile olur. Öğretmenin aileleri hazırlığa  dahil etmesi ile çocuğun kişisel biyografisinden yola çıkılarak doğum günü hikayeleri oluşturulur.

Aynı zamanda, okulun çevresindeki bazı özel yetenekleri olan  kişiler, el sanatı ile uğraşan kişiler okula  davet edilerek oyuncak yapımı desteklenir . Bu destek çocukların öğretmenleri ile yakın civarda ilgili atölyeleri, yerleri  ziyaret ederek te gerçekleşebilir. Çocukların  oyuncaklarını kendilerinin yapması,  beynin ve vücudun  uyumlu çalışmasını, düşündüklerini yapabilme yetilerinin  gelişmesini sağlarken aynı zamanda da yaptıkları ile gurur duymalarına neden olur. Waldorf’ta öğrenilirken sadece kafa çalışmıyor, iş yapılıyor, eller kullanılıyor, vücuduyla iş yapılıyor. Öğrenme beden, zihin ve ruhla gerçekleşiyor.

· Waldorf Kindergarten’ da bir gün

Yukarıda bahsettiğimiz eğitim yaklaşımlarının ve amaçlarını bir bütün işleyiş halinde görebilmek için tipik bir çocuk yuvasının sabahına bakabiliriz.  Ancak unutmamak gerekir ki burada verilen örnek sadece bazı etkinlikleri kapsayacaktır. Normalde haftanın her günü o haftanın gündeminde olanları kapsar ve bunlar da değişen mevsimlere göre farklılık gösterir.

· Gün çocukların eşyalarını, odalarını veya oyuncaklarını düzeltmeleri ile başlar.

Bu önemli görev, çocukların onları eğlenceden alıkoyan,  sıkıcı bir iş  olarak görmelerini engelleyecek şekilde, onlara hissettirmeden yapılır. 

· Her şey yerli yerine konduktan sonra çocuklar şarkı söylemek, ritimsel mısraları seslendirmek , canlandırmak üzere bir araya gelirler ( ring time-sabah çemberi;Reigen).

Çocukların bir arada yaptıkları bu etkinliklere belirli aralıklarla eurythmi öğretmeni veya yabancı dil öğretmeni onlara katılarak destekler. Bu etkinlikler çocuğun odaklanmasına yardımcı olur ve özellikle de dilbilgisini ve konuşma yeteneklerini güçlendirir.  Dinleme ve konuşma bu tür ritimsel okuma ve temsiller yoluyla yapılır.

· Daha sonra cocuklar tuvalete gider ve ellerini yıkarlar.

Ve genelde çabuk işini bitirenler masanın hazırlanmasına çatal bıcak koyarak veya çiçek vazolarını yerleştirerek yardımcı olurlar. Ekmekler de konduktan sonra bütün çocuklar bir araya gelip mevsimsel şarkıları söylemeye başlarlar veya şükran duası okurlar. Yemekte çocukların ele ele tutusması gibi örnekler de vardır. Arkadaşlarına ve yemeğe saygı ifade edilir.  Çocuklara formal (biçimsel) bir ortam öğretilmek gibi bir amaç yoktur, daha öncede bahsettiğimiz gibi birlikte yapmak, paylaşmaktır esas olan. Burada çocuklar öğretmenin bilinçli olarak yaptığı bu etkinliği taklit ederler, öykünürler. 

· Bu sabah atıştırmasından sonra bazı çocuklar masayı toplarken bazıları da serbest oyunlara geçerler veya sanatsal çalışmalar, el becerileri gibi serbest yapmak istedikleri diğer etkinlikler seçerler.

Burada çocuklar ilgilendikleri sürece bir modeli boyamak, resim yapmak gibi etkinliklere devam ederler. Bu sürede çocuklar isterse dışarıya bahçeye  çıkabilir,  kumda oyanayabilir ve  hatta bir parkta gezebilirler.  Bu özellikle enerjinin atılması ve çocukların motorik gelişimi için önemlidir. Kimi  anaokullarında cocuklar hep birlikte hava şartları ne olursa olsun bahçeye çıkarlar.

· Herkes döndükten sonra ceket, palto gibi kıyafetler asılır ve çocuklar bir koltuk etrafında veya hikaye köşesinde bir araya gelir ve öğretmenin masal anlatması ile sabahki etkinlikler sonlanır.

Dışarıda aileler çocukları almak için gelmişlerdir. Bazı okullar öğleden sonraları da servis vermektedirler. Böyle bir durumda öğle yemeği yenir , dinlenilir ve diğer oyunlara geçilir.

Haftanın her günü ekmek yapma, el sanatlari, suluboya,  eurythmi gibi bir tane etkinlik ile temsil edilir ve her okulun kapasitesine göre bu etkinlikler çeşitlendirilebilir. Tüm bu etkinliklerle çocuklar örnekler sayesinde öğrenirler ve öğrenme yöntemleri geliştirerek kendi hızlarına, tempolarına ulaşırlar. Bu şekilde sevdikleri bir işi yaparken de yaratıcılıklarını keşfederler. Etkinlikler,  çocuğa  zor olanı, sessiz ve sakin bir şekilde yapmalarını sağlar ve  kendilerine olan güven duygusunu da arttırır. Aynı  duygular yaratıcı oyuna da yansıtılır.

 

İköğretim (The Lower School)

· Duyguların Çocuğu ve  Sanatsal Çekicilik İle Eğitim

İlköğretim (6-14 yaş) çoçuğu,  duygular dünyasında yaşar. Ve bu duygular dünyası sayesinde çocuk öğrenme ve öğretilme sürecine samimi bir şekilde katılır ve sonuç olarak öğrendiklerini hatırlar. Öğretmenler , her  türlü sanatsal methodu kullanarak, hikayeler anlatarak, geçmiş tarihi de bir hikaye çerçevesinde anlatarak zengin , farklı bir müfredatı uygulamış olurlar. Böylece, çocukların derslere samimi bir şekilde tüm duyuları ile birlikte katılmalarını sağlarlar. Çocuklar, öğretmenlerinin insanoğlunun bir zamanın en iyi maceralarını  anlattığı  hikayeleri dinlerken güler veya  ağlarlar, mutlu veya mustuz hissederler,   korku veya saygı duyarlar. Öğretmenler, karmaşık kavramları çocuklara hemen tanımlayıp açıklamamalı, öğretmemeye çalışmalıdırlar. Onları daha çok gözlem yapmaya, araştırmaya ve keşfetmeye teşvik etmeliler ki  genç zihinler, beyinler adolosans döneminden yetişkinliğe geçerken dünya görüşlerini akıcı bir şekilde oluşturabilsinler.

· Sınıf Öğretmeni

Steiner  Eğitiminin yeni bir sınıf oluşturuken dikkat ettiği en önemli özelliklerinden bir tanesi sınıf öğretmeninin kendisini  6-8 yaş çocuklarının sorumluluğunu   ( prensip olarak  ) almayı taahüt etmesidir. Bugün bu  prensibin ülkeden ülkeye ve okuldan okula farklılaşabildiğini söyleyebiliriz. Böyle bir taahüt, öğretmenin öğrencileri ile uzun süreli, derin bir ilişki içinde olmasını kolaylaştırır, onları daha iyi tanıma şansına sahip olmasını sağlar. Öğretmen, çocukların sorunlarını  veya  güçlü yönlerini daha iyi anlayarak her bir çocuğu veya tüm sınıfı yetenekleri dogrultusunda destekleyip güçlendirebilir. Toplumsal ve ahlaksal öğrenme çocuklukta akedemik öğrenme kadar önemli bir yer tutar. Bu hem öğretmen hem de çocuk için eğitimsel faaliyettir ve bu süreç içinde hem çocuk öğretmenden hem de öğretmen çocuktan öğrenir. Sınıf öğretmeni  dersi ne şekilde işleyişine dair tamamen özgürdür.

· Ana Ders

İlköğretim boyunca dört ana ders işlenir. Bunlar, İngilize(Anadil) ve tarih, Bilim, Matematik ve Coğrafyadır.
 Ana ders günün ilk iki saatinde yapılır. Sabahın bu erken çok değerli saatini sınıf öğretmeni öğrencilerine ana dersin içeriğini anlatmakla geçirir. Bu içerik çocukların yaşlarına göre belirlenmiş müfredata bağlı olarak üç-dört haftalık blok zamanın ayrıldığı bir anadil dersi -ingilizce dersi de olabilir, matematik, tarih, coğrafya, doğa dersi veya bilim dersi de olabilir.  Öğretmen, çocuklara bir sonraki ana dersin konusunu anlatırken onların dikkatini bilinçli bir şekilde toplayıp onları derse dahil etmeye çalışır. Bunu bir önceki dersin içeriğini ve resimlerini birlikte inceleyerek, üzerinde çalışarak yapar ve dersin özümsenmesini sağlar. Bu süreç, bir günü yaşamaya benzetilebilir; günün bir bölümünde uyanık ve bir bölümünde  uyumak ve bir kısmında da biz rüya görmek gibi. Bu nedenle herbiri bibirini etkiler, yönlendirir... Uyanmak, uyumak ve rüya görme süreci, öğrendiklerimizi  adapte ederek zihnin, belleğin gelişmesine oldukça fazla yardım eder. Ana ders üçer haftalık dönemlerden oluşur (Epoche) ve disiplinler arası işlenir. Böylece çocukların ders konusunun derinliklerine inmesi, araştırması da sağlanmış olur. Ders kitabi yoktur, öğrenciler ders kitaplarını (defterlerini) kendi hazırlarlar, el yazısıyla ve kendi yaptıkları resimlerle. Fakat ders kitabı yerine örneğin hayvan bilgisi, insan bilgisi  okuma kitapları bulunmaktadır.

- Tarih ve Dil Dersi

Çocuklar, birinci sınıfta harflerle tanışırlar. Geliştitirilen harfin şekli çocukların daha önce duyduğu bir masaldan, tahtaya oğretmenin boyamış olduğu masaladan alınmış olabilir. Örneğin, ‘M’ harfi Mountain-Dağ, ‘K’ harfi de King-Kıral  gibi. Seçilen büyük harf ya gösterilen resim ile ilişkili olur veya anlatılan hikayenin müzikalitesinde öne çıkartılır. Örneğin, anlatılan hikayede çocukların dumanlı bir dağdaki kral ile karşılaştıkları bölüm olabilir. Böylece çocuklar şekil ile ses arasındaki doğru ilişkiyi bulurlar ve onu isme ulaşırlar ve böylece okuma yazmaya dönüşür. Daha büyük sınıflarda hikayeler , eski tarih ve farklı ülkelerin mitolojisini öğrenme  şeklinde devam eder. Yakın tarih ile ilgili bilgiler 5. sınıftan itibaren verilir.

- Bilim

Birinci sınıf farklı canlılar ve bitkiler hakkında masalların, fabelların anlatılması ve üzerinde konuşulması ile başlar. “Bir bitki kurdu yaprağa ne söyler ?” veya “bir kelebek çiçeğe ne söyler ?”  gibi sorularla çocuğun çocuğu çevreleyen dünya hakkında ilgisini uyandırmak hedeflenir.  2.sınıfta hayvan türlerinin özelliklerini ,  böceklerin ve kuşların nerede yaşadıkları, ne yedikleri gibi  bilgiler öğrenilir. 3.sınıfta çocuklar çiftlikte çalışırlar, çeşitli yöntemler ve araç gereçler geliştiriler, tarla sürerler, kalem yaparlar, bunları yaparken  kendi kültürleri ve çeşitli farklı kültürleri de öğrenirler, daha doğrusu kültür becerileri kazanırlar.  4.sınıfta insan ve hayvan alemini karşılaştırılar, 5.sınıfta botanik, 6.sınıfta fizik ve jeoloji, 7-8.sınıfta fizik,kimya ve psikoloji okurlar.

- Matematik

Matematik  ölçme, para, ve zaman kavramları ile aslında hergün işlenir. Rakamlar ile tanışma, 4 matematik işlemini öğrenmenin yanısıra, gerçek yaşam problemlerinden çıkarak niteliksel açıdan bakmayı da gerektirir. Matematik dersleri ritimsel ve müzikal elementleri de içerir. Örneğin, geometri ilköğretim boyunca önce  basit şekillerin serbest el çizimi ile yapılırken bunun zamanla giderek karmaşıklaşarak gelişmesi şeklinde olur.

- Coğrafya

Dünyadaki insanların gelişimi, onların oluşturduğu ticaret ve endüstrileri, başarıları ve gelişimleri  dünyayı çevreleyen hava şartlarından ve coğrafyadan  ve jeolojiden etkilenir. Coğrafyayı öğrenme , 1.sınıftan itibaren çocukların önce kendi evi ve çevresinin farkında olması, daha sonra kendi içinde bulunduğu daha büyük bir coğrafya, ülke geneli ve daha geniş dünyayı kapsayan süreçleri anlamaları şeklinde gerçekleşir.

- Dil

1-3 sınıfta çocuklar dili şarkılar , oyunlar ve günlük yapılan şeylerle ilgili sohbetlere dahil edilerek öğrenirler. Çocuklar her söyleneni tam anlamasa bile  günlük konuşma dilini dinleyerek  dili öğrenirler. Sınıf 4’ den itibaren yabancı dilde grammer öğrenme , yazma ve okumaya başlarlar.

· Ders Konuları
Sınıf öğretmeninin verdiği ana derslere ek olarak deiğer uzman öğretmenlerin verdiği dersler de mevcuttur.

- Sanat

 Boyama, çizim ve modellik.

- Elişi

Oldukça geniş elişi işleri ve el sanatı ürünler, tahtayla , demirle , bakırla calışma,  enstrüman yapma ...kız ve erkekler aynı şeyleri yaparlar.

 - Beden Dersleri

Hareket- Euritmi, jimnastik, yüzme dersleri ve spor.

- Outings

Sınıf 1 den itibaren  çocuklar yürüyüş için, doğayı daha iyi gözlemlemek için doğaya çıkarlar. Zamanla ana dersleri ile ilgili olarak da dışarı çıkmaya başlarlar. 3 sınıfta ilk sınıf kampına, çiftlik aktivitelerini gözlemelemek üzere bir çiftliğe giderler. Ornegin  5. sınıfta okullararası yapılan olimpiyatlara katılırlar.

- Müzik

Müzik dinlemek ve şarkı söylemek, koro ve orkestra, pentatonik calgilar, muzik enstrumani yapılması.

- Dil

Birinci sınıftan başlayıp diğer sınıflarda da devam eden ikinci veya üçüncü dil.

- Bahçecilik

Once bitkileri, çiçekleri, toprağı kendi okul bahçelerinde tanıyan cocuklar, 3. sınıftan itibaren tarla sürmeyi, çapalamayı vs. öğrenirler. Ortaokulda bir ekolojik tarım arazisinde staj yapmak zorundadırlar.

- Tiyatro

Öğrenciler okulu bitirmeden evvel bir  tiyatro oyunu hazırlamak  zorundadırlar.

- Sözlü iletişim ve Hatırlama Süreci

Sözlü iletişimin temeli öğrenmenin bir iç sürecidir. Çocukların yazma ve iyi okuma yetenekleri onların sözlü iletişim yeteneklerinden gelir. Bu nedenle, çocuklar iletişim ve konuşma becerilerini geliştiriken dinler, hatırlar ve duyduklarını tekrar söyler. Daha sonra yaparak , yazarak, okuyarak ve çizerek öğrendiklerini uyguladıklarını gösterirler. Bu da onların hayal dünyalarını zenginleştirir ve güçlü bir hafıza geliştirmelerini sağlar. Süreç onların yetişkinler gibi fikir –düşünce üretebilmelerine  ve sonunda da düşüncelerini  gerçekleştirmelerine  doğru gelişir.

· Not  Defterleri

İlkokulda not defteri yoktur. Çocuklar, dersleri süresince kendilerinin oluşturdukları okulda öğrendikleri herşeyi kapsayan  ana ders kitabı ve konu kitaplarına sahiplerdir . Kitapları, defterlerini kendileri hazırlarlar.

· Ev Ödevi

Çocuğun okulda bir  günü oldukça dolu ve verimli geçer.  Özellikle daha küçük sınıflarda çocuklar eve gidip başka aktivitelere katılabilsinler diye onlara çok az bir ders verilir. “Okul çalışmalarını unutmak”  Steiner okullarında  sağlıklı bir şey olarak düşünülür. Fakat,  çocuk büyüdükçe  özellikle bir üst sınıfa  hazırlanmak için ev ödevine ayırdığı zaman gittikçe fazlalaşır.  Ev ödevi,  çocuklar için stres veren bir şey olmamalıdır, aksine hoş duygular yaratmalıdır.

 

Lise (Upper School)

· Öğrencinin Düşünmesi

Lisede, öğrenciler kendi düşündükleri gibi yaşarlar.  Genel kavramları, konseptleri  uğraş vererek anlamaya çalışarak işe başlarlar, karşı tartışmalar yaparak yavaş yavaş dünya ile ilişkilerini geliştirip kendi  görüş ve fikirlerine ulaşırlar. Öğretmenler, öğrencilerin sadece onlara verileni kabul etmemeleri ve olaylara tüm açılardan bakabilmeleri için tartışarak onları zorlarlar. Öğrenciler, anlama yeteneklerini  geliştirebilmeleri ve sağlıklı karar verebilmeleri için farklılıkları, farklı düşüncelerini söyleyebilmeleri konusunda teşvik edilirler.  Genç çocuk, düşüncelerini Kinderagartenlerde “iyi” ,  ilköğretimde (lower school) “güzellik” duygusunun gelişmesi ile birlikte zenginleştirir.  Sonunda genç çocuk, fanatik  olmayan  net bir bilinç geliştirmiş olur. Steiner,Waldorf okullarından mezun olan öğrencilerin çoğunlukla özgüveni gelişmiştir. Bu özgüvenlerine rağmen hala varsaymayıp araştırırlar  ve onların toplum içinde kabul görmek için herkesi takip etmeleri veya herkese katılmaları  gerekmez.

 

***

AÇIKLAMA: Steiner Waldorf pedagojisi, okulları, mezunları  ile ilgili çok fazla sayıda internet siteleri  ve bilgiler mevcuttur. Bu hazırladığımız yazı Meral Geylani’nin yaptığı sunumdan sonra Waldorf konusundaki çeşitli bilgilerin, deneyimlerin aktarılması amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca “Bir Alternatif Eğitim Felsefesi –Waldorf” konulu seminer notları, Cambridge-Steiner Schools in England www.cambridge-steiner-school.co.uk ve  www.steiner-australia.org sitesinde yer alan yazılardan derlenmiştir.

 

Derleyen: Sıdıka Çalışkan Kayaöz

 

 

 
Sonraki >